|
TEKEL işçilerinin mücadelesi hükümetin gizlediği-inkar ettiği gerçeği kendi ağızlarıyla söylemelerine neden oldu. Hükümet yetkililerini telaşlandıran biricik gücün işçi sınıfı olduğunu herkes öğrenmiş oldu.
TEKEL işçilerin iki aya yaklaşan ısrarlı mücadelesi, hem Başbakana hem de ilgili Bakanlara gerçekleri dile getirtti. Yetkililer ne diyor?: “Ülkede 3.5 milyon işsiz, 3 milyon da asgari ücretle geçinen var.” Yani 6.5 milyon insan aileleriyle birlikte 10 milyonun üzerinde insanımız açlık sınırında yaşıyor. Bu gerçeği açıklayan devletin en yetkili kişileri. Yani işsizliği ve yoksulluğu önlemede sorumlu olan kişiler bu gerçekliği açıklıyor.
Bu açıklamayı yaparken de açlık sınırında olmayan ama yoksulluk sınırında bir maaş alan TEKEL işçilerini suçluyor. Başbakan ve Bakanlar şunu söylemek istiyorlar sanırım: “Bu kadar aç varken sizler yoksulluk sınırında yaşayamazsınız. Bu ülkede “eşitlik” var. Sizler de açlık sınırında yaşatalım ki eşitliği sağlayalım.” Hükümet ülkedeki ekonomik eşitlik konusunda halk için düşündüğü formül “açlık ve yoksulluk” eşitliğidir. Çünkü, Başbakan emekçiler (işçi, memur, köylü, esnaf, eczacı, doktor) hak istediklerinde sürekli söylediği “Milletin hakkını sizlere yedirmem.” oluyor. Acaba Başbakana göre bu millet kimlerdir sormak gerekiyor.
TEKEL işçileri mücadeleleriyle hükümetin kimin çıkarına uygun politikalar geliştirdiğini de en iyi biçimde ortaya çıkardı. Kuru laflarla “Kriz teğet geçti, gelişiyoruz, atağa geçtik, milli hasıla arttı” söylemlerinin ne anlama geldiğini, bu söylenenlerin halk için açlık, yoksulluk; bankalar ve tekeller için bol kazanç ve kar olduğunu ortaya çıkardı.
3 milyon asgari ücretli, 3.5 milyon işsiz gelişme ve krizin teğet geçmesiyle çelişmiyor mu?
Başbakan ve Bakanları ekranlara çıkıp “mutluluk tablosu” yaratması boşunadır. Ama anlatmak istediği “millet” dediği bankacılar, tekel ve holdig sahipleri, ihale vurguncuları ise diyeceğimiz bir şey yok. Çünkü onlar hergün daha fazla zenginleşiyor, hergün mutluluklarına mutluluk katıyorlar.
Başbakan ve Bakanları iyi bilmeliler ki, anlattıkları “masallara” bu halk doydu. “Mızrak çuvala sığmıyor.” Her çırpınış batmanıza ve gerçeklerin daha iyi ortaya çıkmasına hizmet etmektedir. Konuşmalarınızdaki saldırgan ve ötekileştiren ses tonunuz “sıkıntı içinde” olduğunuzu ortaya çıkarmaktadır. Gerçekleri karatmaya çalışsanız da başaramadığınızı kendiniz de biliyorsunuz.
Geçmişte sağlık politikalarındaki uygulamalarınıza yükselen tepkiyi “gündemi” değiştirerek “engel” olabildiniz. Ama TEKEL işçilerinin bu kararlı tutumu karşısında ne yapacağınızı şaşırdınız. Gündemi siz değil, işçiler belirliyor diye “çıldırdınız”. “İstemeyerek de” olsa ilk kez gerçeği açıkladınız. “3 milyon asgari ücretli, 3.5 milyon işsiz” Yalnız iktidarda olanlar bu olumsuzluğu ortadan kaldırmakla yükümlü değil mi? Yoksa Başbakan ve Bakanlar sorumlu olarak işsizleri ve asgari ücretle çalışmaka zorunda kalanları mı suçlu görüyor?
“Mızrak çuvala sığmaz.” Ne yaparsanız yapın açlık ve yoksulluk yaşanıyorsa, TEKEL işçileri, İstanbul itfaiye işçileri, İzmir KENT AŞ. İşçileri gibi her ilde hak için mücadele veriyorsa nedeni sizsiniz. Uyguladığınız emperyalizme bağlı, IMF, Dünya Bankası direktifli özelleştirmeci uygulamanızın sonucudur açlık, yoksulluk ve işsizlik. Bunları siz de biliyorsunuz ya... Şark kurnazlığı işte... |